sokak ve duvar

güncel kültür ve sanat bloğu

"Sen yolunda yürü ve bırak ne derlerse desinler..."

Karl Marx, Kapital ı. Cilt Önsöz

Kırşehir'in Kaman ilçesinde yer alan Kalehöyük bölgesindeki kazıda ortaya çıkarılan tarihi eserler, bölgede yapılacak müzede sergilenecek
Kırşehir'in Kaman ilçesinde yer alan Kalehöyük bölgesindeki kazıda ortaya çıkarılan tarihi eserler, bölgede yapılacak müzede sergilenecek.
Bölgede, 2005 yılında Japon Hükümetinin desteğiyle Japon Arkeoloji Enstitüsü'nün yapılmasının ardından, kazıda çıkan eserlerin sergilenmesi amacıyla bir de müze inşa edilecek.
Sergi salonları, depolama birimleri, kütüphane, ziyaretçiler ve çocuklar için özel olarak hazırlanan eğitim çalışmalarına yönelik bilgilendirme bölümü, laboratuar, sinevizyon ve fotoğrafhane gibi bölümlerden oluşması planlanan müze için, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Orhan Düzgün ile müzeyi yapacak Kajima Şirketi'nin Genel Müdürü Hidenori Mori arasında işbirliği protokolü imzalandı.
Japon Hükümetinin müzeyi Türkiye'ye hibe edeceğini belirten Düzgün, yaklaşık 4 milyon dolara mal olan projenin tamamının Japon Hükümeti tarafından karşılandığı kaydetti. Müzenin inşaatının bir buçuk yıl içinde bitirilmesinin planlandığını ifade eden Düzgün, temel atma töreninin ise Mayıs ayında yapılacağını söyledi. İhalenin başarıyla tamamlanmasından mutluluk duyduğunu dile getiren Düzgün, 'Uzun yıllardan beri Prof. Sachira Omura uzmanlığında devam eden Kalehöyük kazısının bu müzeyle taçlandırılacağına inanıyorum. Müzenin de yapılmasıyla beraber zaten iyi düzeyde olan Türk ve Japon hükümetleri arasındaki kültürel ilişkilerin daha da iyiye gideceğine inanıyorum' diye konuştu.
'EN ÇOK JAPONYA'DA AÇILAN SERGİ İLGİ GÖRDÜ'
Topkapı Sarayı Müzesi'nden toplam 140 tarihi eserin 'Muhteşem Osmanlı Hanedanlığı Sergisi' adı altında 6 ay süreyle Tokyo, Kyoto ve Nagoya şehirlerinde teşhir edildiğini hatırlatan Düzgün, bu serginin 2007 yılı içinde Türkiye'nin yurtdışında açmış olduğu sergiler içinde 370 bin kişiyle en çok ziyaret edilen sergi olduğunu belirtti.
Düzgün, sergiye gösterilen yoğun ilgiden ve kendilerine gelen talepler doğrultusunda, 2011 yılında Japonya'nın üç büyük şehrinde Osmanlı eserlerinden oluşan yeni bir serginin hazırlıklarına bugünden başladıklarını kaydetti.
'İLİŞKİLERİMİZİN EN GÜZEL ÖRNEĞİ ERTUĞRUL FİRKATEYNİ'
Japonya ve Türkiye arasındaki kültürel ilişkilerin sadece sergilere dayanmadığını ifade eden Düzgün, Ertuğrul Firkateyni'ni hatırlattı ve bu ilişkilerin 19. yüzyıla kadar dayandığını belirtti. Düzgün, Osmanlı döneminde II. Abdülhamit tarafından Japon imparatoruna iyi niyet elçisi olarak gönderilen ancak dönüş yolunda Kushimoto açıklarında fırtınaya yakalanarak batan Ertuğrul Fırkateyni'yle ilgili arama-bulma çalışmalarının sürdüğünü söyledi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Haziran ayında Japonya'yı ziyaret edeceğini kaydeden Düzgün, Cumhurbaşkanı Gül'ün bu ziyaret sırasında Ertuğrul Firkateyni'nden Kalehöyük'te yapılacak müzeye kadar pek çok konunun dile getirileceğini ifade etti.
'İRAN IRAK SAVAŞINDA JAPONU, TÜRK UÇAĞI KURTARDI'
Böyle bir projenin içinde olmaktan büyük mutluluk duyduklarını belirten müzenin inşaatını üstlenen Kajima Şirketi'nin Genel Müdürü Hidenori Mori ise Türkiye ve Japonya arasındaki iyi ilişkileri ilginç bir örnekle anlattı.
1980-1988 yılları arasında yapılan İran-Irak Savaşı sırasında Irak'tan bir Japonun Türk uçağıyla kurtarıldığını hatırlatan Mori, 'O dönemde diğer havayolları bizi reddetmişti. Ancak Türkiye büyük bir cesaret gösterip vatandaşımızı kurtarmıştı. Japon televizyonlarında bu olay büyük yankı bulmuş, halk Türkiye'yi kahraman olarak görmüştü' diye konuştu.
Mori ayrıca, 2010 yılında Ertuğrul Firkateyni'nin 120. günü adına bir anıt yapılarak anma etkinlikleri düzenleyeceklerini belirtti. (ANKA)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Peru'da yapılan kazılarda 5,500 yıl önce inşa edilen bir meydan bulundu


Başkent Lima'nın 370 km kuzeyindeki Sechin Bajo harabelerinde arkeolojik kazı yapan Perulu ve Alman arkeologların, başka bir yapının kalıntıları altında buldukları meydanın, Amerika kıtalarında şimdiye kadar keşfedilen en eski mimari yapı olduğu belirtildi.
Kazı ekibinin başında bulunan Peru Ulusal Kültür Enstitüsü'nden Cesar Perez, "Bu çok etkileyici bir keşif, bilim ve arkeoloji dünyası çok mutlu. Bu keşif ülke tarihinin yeniden yazılmasına yol açabilir" dedi.
Son keşiften önce, arkeologlar Peru'daki yaklaşık 5 bin yıllık antik Caral kalesini, batı yarım küredeki en eski arkeolojik yapı olarak kabul ediyorlardı.

Baden-Württemberg Eyaleti’nin Karlsruhe Sarayı’nda gerçekleştireceği büyük serginin amacı, insanlık tarihinin belirleyici dönüm noktasını görsel şekilde, büyük bölümü daha önce hiç sergilenmemiş eserler yardımıyla, sunmaktır. Ses getiren arkeolojik sergilerle birçok kez göze çarpan Karlsruhe Eyalet Müzesi, 2004 yılında Baden-Württemberg Eyaleti’nin en fazla ziyaret edilen müzesi olmuştur.

Yaklaşık 12.000 yıl önce insanlık, tarihinin en önemli adımını atmıştır: Yakın Doğu’da insan yerleşik olmuş, tarım ile hayvancılığı geliştirmiş ve ilk tapınak ve yerleşim bölgelerini inşa etmiştir. İnsanlık tarihindeki bu devrimci değişim ilk defa Türkiye’deki olağanüstü arkeolojik buluntular vasıtasıyla bir sergide sunulacaktır. Alman Arkeologlarının da kazı yaptığı Aralarında Çatal Höyük, Urfa ve Göbekli Tepe’nin de bulunduğu, en eski anıtsal tapınaklar ve insanların ilk yerleşim yerleri gösterilecektir.Sergide, Anadolu’da neolitik dönemde yerleşik olan halkın yaşam şekilleri, mimarisi, tarım ve hayvancılık konusundaki durumları aktarılacak. Çoğunluğu daha önce sergilenmemiş olan 500’ü aşkın eser, medeniyetin kökenini açıklığa kavuşturacak.

Heyecan verici dev taş sütunların, etkileyici heykellerin ve hayvan kabartmaların yanında süs eşyası, çanak çömlek ve çeşitli ev aletlerinin yanısıra yerleşim yerleri maketleri, barınaklar insanların 12.000 yıl önceki yaşamlarını sunacak. Sergide Türkçe, İngilizce, Fransızca ve İtalyanca rehberlik hizmeti sunulacak.

“12.000 yıl önce Anadolu’da: İnsanlığın En Eski Anıtları” sergisi, Almanya Federal Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Horst Köhler ile Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Seyer’in himayelerinde gerçekleştiriliyor.

Açılışı, 19 Haziran 2007 tarihinde Karlsruhe Sarayı’nda gerçekleştirilecektir. Sergide, Baden-Württemberg Eyaleti Başbakanı Günther H. Oettinger, Karlsruhe Eyaleti Müze Müdürü Prof.Dr. Harald Siebenmorgen, Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Dr. Eckart Cuntz ve serginin Kuratörü Dr. Clemens Lichter birer konuşma yapacak. Serginin açılışına Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı temsilcileri de katılacak.

 

 

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi'nce desteklenen “Elazığ Hazar Gölü Batık Yerleşimi Arkeolojik, Jeofizik ve Jeolojik Araştırması”nın 2 yıllık bulguları açıklandı.

İTÜ Ayazağa Yerleşkesi Süleyman Demirel Kültür Merkezinde düzenlenen basın toplantısında konuşan, proje yürütücüsü ve su altı arkeoloğu Dr. Çiğdem Özkan Aygün, Elazığ ili sınırları içinde yer alan Hazar Gölü'ndeki batık yerleşimin, Kilise Adası etrafında yer aldığını anlattı.

Kültür Bakanlığı'nın izniyle 2005 yılında başlatılan projenin halen İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Okan Tüysüz ve Uygulamalı Jeofizik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Emin Demirbağ'ın başkanlığındaki ekiplerle işbirliği ile gerçekleştirildiğini anlatan Aygün, yapılan dalış ve sismik araştırmalarla batık yerleşiminin tarihsel geçmişine ve nasıl sular altında kaldığına ışık tutulmaya çalışıldığını söyledi.

Suların azalmasının ardından gölün yüzeyine iki kulenin çıktığını kaydeden Aygün, şunları söyledi:

“Gezginlerin hatıralarında bu bölgede, 11-12. yüzyıllarda dini merkez haline gelen bir kiliseyi de barındıran 50-60 haneli Dzovk adlı bir yerleşim yerinden bahsediliyor. Yerleşim yeri, 1784'teki büyük depremden sonra yavaş yavaş sular altında kalmaya başlamış. Yerleşim yerinin 1830'larda tamamen terk edildiğini tahmin ediyoruz. Araştırmalarımızda su altındaki yapıların tarihlerinin yaklaşık 4.-6. yüzyıla kadar gittiği belirlendi. Kilise Adası üzerinde ise 12-13. yüzyıllara ait seramik parçaları bulundu. Su altında, depremle yıkılan yerler hariç, yapıların çok iyi durumda olduğu belirlendi. Su altındaki yerleşim, iki savunma duvarı ve bunlarla bağlantılı gelişen diğer yapılardan oluşuyor. Savunma duvarlarına bağlı inşa edilmiş ve halen ayakta duran 14 adet yapı da çalışma sonucu harita üzerinde işaretlendi.”

Deprem ölçümünde kullanılan araçların ilk kez bir arkeolojik kalıntı için kullanıldığını da kaydeden Aygün, “Bu kadar sağlam kalmış bir yerleşim yerini daha önce görmemiştim. Tek dezavantajı görüş mesafesinin az olması. Bu bölge kontrollü olarak dalış turizmine açılabilir. Dalış yapamayanlar için şeffaf asansör gibi projeler geliştiriyoruz. Çalışmaya, uygun şartların sağlanabilmesi durumunda gelecek yıl da devam edeceğiz” diye konuştu.

Prof. Dr. Okan Tüysüz de gölün, Doğu Anadolu fayı üzerindeki aktiviteler sonucu oluştuğunu belirterek, “Gölün içinde aktif fay var. Buna rağmen halen etrafında plansız yerleşim yerleri mevcut” dedi.

istatistik-1
Free Counter
istatistik-2

Free Hit Counters

istatistik-3


istatistik-4

istatistik-5
reklam herşeydir
sokak ve duvar gazetesi formu
sokak ve duvar gazetesi google grubu

internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.