sokak ve duvar

güncel kültür ve sanat bloğu

"Sen yolunda yürü ve bırak ne derlerse desinler..."

Karl Marx, Kapital ı. Cilt Önsöz

 İspanya, Belgrad'da mayıs ayında yapılacak Eurovision Şarkı Yarışmasında, komedyen Rodolfo Chikilicuatre'nin seslendirdiği ve Başbakan Jose Luis Rodriguez Zapatero ile ana muhalefet lideri Mariano Rajoy'un adlarının da kullanıldığı "Baila el Chiki Chiki" (Çiki Çiki dans et) şarkısıyla temsil edilecek

Eurovision yarışması için şarkı İspanya'da ilk defa telefonla halkın verdiği oylarla seçildi. Ünlü İtalyan şarkıcı ve sunucu Raffaela Carra'nın sunduğu programda 10 şarkı yarışırken, en fazla oyu "Çiki Çiki dans et" aldı.
Siyasi hicivlerin olduğu, geçen aylarda İspanya ile Venezuela arasında krize neden olan Kral Juan Carlos'un Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez'e söylediği "Kes sesini!" sözünün Carlos ve Chavez'in adıyla kullanıldığı şarkının sözleri arasında, "tüm dünyanın, hatta Jose Luis, Mariano ve Chavez'in de çiki çiki dansı yaptığı" yer alıyor.
Şarkıyı dinledikten sonra İspanya adına Eurovision'a gideceğine şans tanımayan sunucu Carra, Elvis Presley taklidi saç ve kıyafetiyle sahne alan Chikilicuatre'ya, "Bu şarkıyı yaptın ama gerçekten İspanya'yı bununla temsil edeceğini zannetmiyorsun değil mi?" dedi.

Maliye Bakanlığı Gelirler Kontrolörleri, seçim dönemlerinde kıdem ya da yıpranma adı altında sendika yöneticilerine ödenen tazminatlarla ilgili stopaj incelemesi başlattı
Gelirler Kontrolörleri bir ihbar üzerine küçük çaplı bir sendikada stopaj denetimi yaptı. Bu denetimde, 3 yılda bir yenilenen seçimler sırasında sendikalardaki profesyonel yöneticilere ödenen yıpranma tazminatlarından (bazı sendikalar kıdem tazminatı diye adlandırıyor) gelir vergisi stopajı kesilmediği anlaşıldı. İlgili sendikanın 2 seçim döneminde bu şekilde devletten kaçırdığı vergi tutarı da 320 bin YTL olarak belirlendi.
İncelemeye ilişkin raporların işleme konulmasının ardından söz konusu vergi, ilgili sendikadan talep edildi. Daha sonra da uzlaşmaya gidilerek, verginin tahsili yoluna gidildi.
Söz konusu inceleme sırasında sendika yöneticilerinin "başka sendikalar da stopajları ödemiyor" şeklinde savunma yapması üzerine, diğer sendikaların da stopaj incelemesine alınması kararlaştırıldı.
Bu çerçevede Türk-İş, Hak-İş ve DİSK'in Yönetim Kurulu ile bu 3 Konfederasyona bağlı sendikalara birer yazı gönderildi. Söz konusu yazı TİSK'e bağlı sendikalara da yollandı.
Yazıda, sendikaların 1 Ocak 2003 ile 27 Şubat 2008 tarihleri arasında, merkez ve bölgesel yönetim kadrosunu seçmek için yapmış olduğu kongrelerin tarihleri, kongre sonucunda seçilen yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile bölge ve şube başkanlarının isimleri, bunların TC kimlik numaraları ve bu yöneticilere ne kadar kıdem (yıpranma) tazminatı ödendiği soruldu.
56 sendikaya gönderilen bu yazıya bazı sendikalardan hemen cevap geldiğini belirten bir Maliye yetkilisi, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Biz, burada tamamen vergisel bir inceleme gerçekleştiriyoruz. Çok küçük çaplı bir sendikada, 2 seçim döneminde ödenen tazminatlar karşılığı 320 bin YTL'lik bir stopaj kaçağı bulunuyorsa, tazminatların gelir vergisi stopajına tabi tutulması yasal bir zorunluluk iken, bu yükümlülük yerine getirilmiyorsa, ortada çözülmesi gereken bir sorun var demektir. Gelen bilgileri Vergi İstihbarat Merkezindeki stopaj beyanlarıyla çapraz kontrole tabi tutacağız. Tazminat için beyanda bulunulmuş ve vergi ödenmişse hiçbir sorun yok. Beyan yoksa, o zaman da bunun vergisi için takibat yapacağız. Bize doğru rakam bildirilmemesi ihtimaline karşı, gerekirse sendikaların o dönemdeki para hareketlerine de bakacağız."
Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu konuyla ilgili yaptığı açıklamada, bu yöntemle sendikalara yönelik bir baskı oluşturulmak isteniyorsa bunun çok yanlış olacağını dile getirdi.
Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu da "Kimse çiğden yemeyecek karnı ağrımayacak. Sendikaların gücünü, eylemlerini kırmaya yönelik mi bilemiyorum ama sendikaların gücünü kırmanın bir sürü yolu var. Ancak kimse kimseyi tehdit etmemeli" dedi.
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi de "Bu hareket, sendikalara müdahale olmaması defalarca söylenmesine rağmen, sosyal güvenlik ve kıdem tazminatına ilişkin yasal hazırlıklara karşı son dönemde yapılan çıkışların bu türlü bir yansıması olabileceğini düşündürüyor" diye konuştu.

Canlı Dostları Ağı Derneği yöneticileriyle sinema sanatçıları Nuri Alço ve Serap Aksoy, Rize'nin Ardeşen ilçesinde bulunarak koruma altına alınan yavru ayı "Datvi"yi Bursa'daki Ovakorusu Ayı Barınağı ve Rehabilitasyon Merkezi'nde ziyaret etti
Canlı Dostları Ağı Derneği Başkanı Prof. Dr. Tamer Dodurka Beykoz Barınağı Gönüllüsü Berrin Olcay ve sinema sanatçıları Nuri Alço ve Serap Aksoy, Ovakorusu Ayı Barınağı ve Rehabilitasyon Merkezi'nde Uludağ Üniversitesi (UÜ) Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilüfer Aytuğ'dan Datvi'nin durumuyla ilgili bilgi aldı.
Prof. Dr. Aytuğ, Datvi'nin kısa zamanda doğaya bırakılmasının doğru olmadığını ifade ederek, "Datvi'de ilk geldiğinde 'parmak emme' gibi davranış bozuklukları vardı. Zamanla buradaki ortamına alışarak bu huyundan vazgeçti. Daha da iyi duruma geleceğinden eminiz" dedi.
Canlı Dostları Ağı Derneği Başkanı Prof. Dr. Tamer Dodurka da Datvi'yi 3 ay aradan sonra incelediklerinde en azından davranış bozukluklarında artış olmadığı gördüklerini ifade ederek, "Datvi'nin buraya gelmesi bile bir travmadır. Bir yaban hayvanı ne kadar uzun süre insanlarla beraber olursa doğaya dönüşü o kadar zor olur" diye konuştu.
Sinema sanatçısı Nuri Alço da böyle bir yeri ilk kez gördüğünü belirterek, "Burası çok güzel bir ortam. Demek ki Türkiye'de hayvanseverler iyi çalışıyorlar ki ayılarla bile bu derece ilgilenebiliyorlar" dedi.
Alço, burada imkanlar dahilinde ayılara en iyi şekilde bakıldığını ifade ederek, yine de bazı eksiklikler bulunduğunu, devletin buna bir an önce el atması gerektiğini belirtti.
Tüm sanat camiasını hayvanlara karşı daha duyarlı olamaya davet eden Alço, "Bir sanatçı olarak elimden geleni yapmaya hazırım" dedi.
Sinema sanatçısı Serap Aksoy da Datvi'nin buraya getirilmesine başlangıçta çok üzüldüğünü belirterek, "Tabii ki ayılar doğadaki kendi koşulları içinde yaşamalılar. Bu işte uzmanlaşmış bilim adamları doğrunun bu olduğunu anlatıyorlar ve biz de ikna oluyoruz" diye konuştu.

Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde (ÇSM) 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, kadın-erkek çok sayıda Ankaralının katılımıyla düzenlenen iki etkinlikle kutlandı
ÇSM'de, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle düzenlenen ilk etkinlik, Nezih Danyal, Piyale Madra, Ercan Akyol, İzel Rozental, Tan Oral ve Kamil Masaracı olmak üzere Türkiye'nin en önemli karikatüristlerinin çizgileriyle oluşturulan 'Ah Şu Bizim Kadınlar' isimli karikatür sergisi oldu. Günümüz kadınının yaşadığı sorunlar, ruh halleri ve ikilemlerinin mizahi olarak yansıtıldığı sergide yaklaşık 60 eser bulunuyor. Karikatür Sergisi, 12 Mart'a kadar ÇSM'nin konuğu olacak.
CAZIN HEYECAN VERİCİ ÜÇLÜSÜ?
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde düzenlenen bir diğer etkinlik ise, Avusturya Büyükelçiliği'nin de destek verdiği 'Wolfgang Muthspiel Trio' konseri oldu. Günümüz klasik ve caz müzik sahnesinin heyecan veren isimlerinden biri olan ve uluslararası üne sahip gitarist/besteci Wolfgang Muthspiel'in ismini taşıyan grupta, davulda Andreas Pichler ve kontrbasta Matthias Pichler yer alıyor. 2003'de Avrupa Caz Ödülleri'nde "Yılın Caz Müzisyeni" seçilen Muthspiel'in bestelerini seslendiren Trio, konserde kapsamlı ve usta doğaçlamalarıyla beğeni topladı.


Sigara yasağına 'sanatsal' çelme
The Rock adlı heavy metal barında sergilenen tiyatro oyununun adı manidar: 'Yasak Öncesi'... FOTOĞRAF: AP

ABD'nin Minnesota eyaletinde, sigara yasağının işlerini azalttığından şikâyetçi bazı bar sahipleri, çareyi -Shakespeare'e ithafen- 'Bütün bar bir sahnedir, müşteriler de oyuncular' sözünü hayata geçirmekte buluyor. Zira eyalette geçen sene başlatılan sigara yasağı yasasına göre, barlarda sigara içmek kesinlikle yasaklanırken sahneye çıkan oyunculara, oyunun bir parçası olduğu sürece, sigara içmek serbest. Kanundaki bu maddeden yararlanan 30 kadar bar sahibi de, haftada birkaç kez 'tiyatro gecesi' düzenleyerek bütün müşterileri 'oyuncu' ilan ediyor. Böylece sırayla sahneye çıkan müşteriler, genellikle hiçbir şey yapmadan veya sadece içinden geçenleri söyleyerek sigaralarını tüttürebiliyor. Minnesota Sağlık Departmanı durumdan hiç hoşnut değil ve söz konusu barlara ceza verebilmenin yollarını arıyor. The Rock isimli heavy metal barının sahibi Brian Bauman'a göre müşteriler "Sigara yasağı öncesi dönemdeki kendi hallerini oynuyorlar." Tiyatro geceleri sergilenen oyunun adıysa manidar: 'Yasak Öncesi'.


TBMM Başkanı Köksal Toptan, "Bütün dünyada olduğu gibi bizde de hala, öğretmen yetiştirme, önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır" dedi

Toptan, Uzun Mehmet Anıtı yanındaki Zonguldak Öğrenmenevi temel atma töreninde yaptığı konuşmada, Japonya'daki büyük kızının da doğum günü olan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutladığını, yılda bir gün değil hayatın her anında ve aşamasında saygıyla anılması gereken kadın unsurunun, bir ülkenin çağdaşlaşma yürüyüşündeki önemli kilometre taşlarının yanı sıra göstergelerinden birini teşkil ettiğini söyledi.

Çağa ayak uydurmak ve küresel rekabette geri kalmamak için yapılması gereken çok işlerin olduğuna dikkati çeken Toptan, şunları kaydetti:

"Acımasız küresel rekabette, çocuklarımızın, gençlerimizin başkalarıyla eşit şartlarda yarışabilmelerine yönelik gerekli alt yapıları temin etmemiz şart. Bilgiyi almada ve kullanımda gençlerimizin, çocuklarımızın yetişebilmesi için onları o alanda hazırlayacak öğretmenlerimizin de çok iyi şartlarda çalışmalarının yanı sıra yetişmeleri lazım. Bütün dünyada olduğu gibi bizde de hala öğretmen yetiştirme önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Fazla gibi görünse de aslında öğretmen fazlamız yok. Çünkü, zorunlu eğitimi artık mutlaka 12 yıla çıkarmamız gerekir. Bunun gerçekleşmesi durumunda iş bulamamaktan yakınan öğretmenlerin tümünün istihdam edilmesi söz konusu hale gelecektir."

Eğitim-öğretim süresinin 12 yıla çıkarılmasının yanı sıra 180 gün olan eğitime açık gün sayısının da en az 200-210 güne çıkarılması gerektiğini belirten Köksal Toptan, şunları kaydetti:

"Eğitimcilerimizin bunu tartışmasını istiyorum. Avrupa ortalaması 210, Japonya'da 232 gündür. Öğretmenlerimiz ne kadar gayretli ve yetenekli olursa olsunlar küresel rekabetin bir aktörü olabilmemiz için 180 günlük eğitim-öğretim süresiyle bunu beceremeyiz, çocuklarımızı adeta boğarız. Şimdi olduğu gibi. O nedenle bunun da gündeme alınması, tartışılması ve yavaş yavaş gerçekleştirilmesi gerekir diye düşünmekteyim."

Türk Eğitim-Sen'in 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle, bin 500 kadın eğitim çalışanı üzerinde yaptığı anket, kadınların yüzde 78.68'inin Milli Eğitim Bakanlığı'nın çalışmalarını başarısız bulduğunu ortaya koydu
Türk Eğitim-Sen'in bin 500 kadın eğitim çalışanı üzerinde yaptığı anket, kadınların yüzde 75.6'sının sivil toplum örgütleri ve partilerin yönetim organlarında görev almak istemediklerini ortaya koydu. Ayrıca, kadınların yüzde 78.68'i Milli Eğitim Bakanlığı'nın çalışmalarını ve başarısız buluyor.
Türk Eğitim-Sen 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla, bin 500 kadın eğitim çalışanının katıldığı bir anket çalışması yaptı. Kadınların mesleğini icra ederken yaşadıkları olaylar, karşılaştıkları problemler ve çalışma şartlarıyla ilgili ne düşündüklerinin ortaya konması amacıyla yapılan anket çalışması Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı kurumlarda gerçekleştirildi.
KADINLARIN YÜZDE 75.6'SI YÖNETİM ORGANLARINDA GÖREV ALMAK İSTEMİYOR
Kadın çalışanlarla yapılan ankette, 'Sivil toplum örgütleri ve siyasi partilerin yönetim organları ve faaliyetlerinde aktif görev almayı düşünüyor musunuz?' sorusuna katılımcıların yüzde 75,6'sı hayır, yüzde 14,48'ü evet ve yüzde 9,92'si de çok az seçeneğini işaretledi.
KADINLARIN YÜZDE 34,88'İ GELENEKSEL TUTUMUN YÖNETİCİ OLMALARINDA ENGEL OLDUĞUNU SÖYLÜYOR
'Sizce bayanların yönetici olmalarında engel nedir?' diye sorulan soruya, kadınların yüzde 34,88 geleneksel tutum, yüzde 20'si engellenme, yüzde 12.37'si çevre ve yüzde 7,4'ü ise kendini yetersiz hissetme yanıtını verdi.
'Çalıştığınız kurumlarda bayan ve erkeklerin eşit haklara sahip olduğuna inanıyor musunuz?' sorusunda yüzde 65,92'si evet derken yüzde 34,08'i hayır seçeneğini işaretledi.
YÜZDE 36.96'SI ÇALIŞMA ORTAMLARINDA FİZİKSEL ŞİDDETE MARUZ KALIYOR
'Çalışma ortamında ( veliler, öğrenciler, kurumdaki personeller, yöneticiler ve çevredeki diğer insanlar tarafından ) sözlü ve fiziksel şiddete maruz kaldınız mı?' sorusuna yüzde 61,12 hiçbir zaman, yüzde 36,96 bazen, yüzde 1,68 çoğu zaman, yüzde 0,24 her zaman seçeneğini işaretlerken, sözlü ve fiziksel şiddete maruz kalanların oranı 38,88 oldu.
KADINLAR MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI'NIN UYGULAMALARINI BAŞARISIZ BULUYOR
'Son yıllarda Milli Eğitim Bakanlığının çalışmalarını ve uygulamalarını başarılı buluyor musunuz?' sorusuna ankete katılanların yüzde 47,76'sı başarısız derken, yüzde 31,92'si çok başarısız, yüzde 18,96'sı başarılı, yüzde 1,36'sı çok başarılı yanıtını verdi. Bakanlığı başarısız bulanların oranı genel olarak yüzde 78,68 oldu.
MİLLİ EĞİTİM BAKANININ EĞİTİMCİLER İÇİN SÖYLEDİĞİ SÖZLERDEN OLUMSUZ ETKİLENİYORLAR
Ankete katılanlar 'Son yıllarda Milli Eğitim Bakanının eğitimciler için söylediği sözler sizi nasıl etkiledi?' sorusuna ise yüzde 69,36 olumsuz etkiledi, yüzde 18,88 hiç etkilemedi, yüzde 8,4 duymadım, yüzde 3,36 olumlu etkiledi yanıtlarını verdi.
'Gerekli yetkiye sahip olsanız Milli Eğitimde yapacağınız en önemli değişiklik ne olurdu?' diye sorulduğunda ise siyasetin eğitimi oyuncak haline getirmesinden kurtarırdım diyenlerin oranı yüzde 22,43, torpil ve adam kayırmacılığına son verirdim diyenlerin oranı yüzde 13,04 oldu.
Anketin sonuç bölümünde, kadınların yönetime katılmalarının sağlanması için bütün engellerin kaldırılması, toplum hayatındaki bütün uygulamalarda kadınlar ve erkeklere eşit davranılması gerektiği vurgulanarak şunlar kaydedildi:
'Bütün kurumlarda (özellikle Milli Eğitim Bakanlığına bağlı) mesai saatleri çalışmaları kolaylaştıracak şekilde yeniden düzenlenmelidir. Kurumlardaki bayanlar ve diğer çalışanlara yönelik sözlü ve fiziksel şiddete son verilmelidir. Uygulamalarında başarısız olan ve söylediği sözlerle bayanları ve bütün eğitim çalışanlarını olumsuz etkileyen Milli Eğitim Bakanı ya istifa etmeli ya da görevine son verilmelidir. Eğitim, siyasetin oyuncağı olmaktan çıkarılmalıdır. Milli Eğitimdeki eğitime fayda sağlamayan (siyasetin oyuncağı olan) bütün yöneticiler değiştirilmelidir. Kadınların toplum içinde liderlik ve aktif görev almalarındaki eşlerinin engel olması durumuna çözüm bulmak için TBMM'den başlayarak bütün kurumlarda, sivil toplum örgütlerinde, yönetimde kadınlara eşit şekilde kontenjan ayrılması öncelikli uygulama olarak başlamalı, bayanların toplum içerisinde yönetim organların da yer alması kültürü toplumda yerleştirilmelidir.'

Bağımsız Eğitimciler Sendikası'nın (BES) öğretmenlerin hayata bakışı ve beklentileri konusunda gerçekleştirdiği anket, öğretmenlerin 2008 yılı içinde hayat standartlarının azalacağına inandığını ortaya koydu. Öğretmenlerin yüzde 63.22'si mesleklerinden memnun olmadıklarını ifade ederken, yüzde 63.75'i hükümetin öğretmenlere karşı izlediği politikadan şikayetçi
BES, öğretmenlerin hayata bakışı ve beklentilerini belirlemek amacıyla Ankara, İstanbul ve İzmir'de eğitim kurumlarında aktif olarak görev yapan bin 263 öğretmenin katıldığı bir anket çalışması yaptı. 'Öğretmenlerin 2008 beklentisi' başlıklı ankette, 'Öğretmen olarak hayat standardınızın 2008 yılı içinde aşağıdakilerden hangisine uygun bir şekilde değişikliğe uğramasını bekliyorsunuz?' sorusuna "katılımcıların yüzde 3.41'i hayat standartım artacak, yüzde 5.12'si hayat standartım aynı kalacak, yüzde 87.40'ı hayat standartım azalacak" yanıtını verdi.
ÖĞRETMENLER YAŞAM STANDARTINDAN MEMNUN DEĞİL
'Genel olarak yaşam standartlarınızdan memnun musunuz?' sorusunda yüzde 1.86'sı çok memnunum, yüzde 2.70'si memnunum, yüzde 27.63 memnun değilim, yüzde 61.38'i hiç memnun değilim seçeneklerini işaretledi.
TEKRAR SEÇME ŞANSLARI OLSA ÖĞRETMEN OLMAK İSTEMİYORLAR
'Tekrar seçme şansınız olsaydı yeniden öğretmen olur muydunuz?' sorusuna, yüzde 63.22'si hayır, yüzde 29.82'si ise evet cevabını verdi.
ÖĞRENCİLERE SUNULAN EĞİTİMİN NİTELİĞİNDEN MEMNUN DEĞİLLER
'Bir eğitimci olarak öğrencilere sunulan eğitimin niteliğinden memnun musunuz?' şeklindeki soruya, yüzde 17.55'i memnun değilim, yüzde 49.81'i hiç memnun değilim, yüzde 20.52'si memnunum yanıtını verdi.
'Hükümetin öğretmenlere karşı izlediği politikalarından ve icraatlarından memnun musunuz?' sorusunda katılımcıların yüzde 63.75'i hiç memnun değilim, yüzde 25.28'i memnun değilim, yüzde 4.16'sı memnunum seçeneğini işaretledi.
'Hükümetin bu yıl öğretmen maaşlarına yaptığı zam oranını göz önüne getirirsek maaşlarınızın tatmin edici noktaya geleceği konusunda umutlu musunuz?' sorusuna, yüzde 42.83'i çok umutsuzum; 'Türkiye'de bireylere sunulan sosyal haklardan ve sosyal güvenlik sisteminin işleyişinden memnun musunuz?' sorusuna da yüzde 52.67'si hiç memnun değilim yanıtını verdi.

Tüketici ve Çevre Eğitim Vakfı (TÜKÇEV) çevre konusunda toplumda duyarlılık yaratmak amacıyla, Türkiye Foto Muhabirleri Derneği (TMFD) işbirliği ile "İnsan ve Çevre" temalı fotoğraf yarışması düzenliyor

"Çevre" ve "Foto Röportaj" olarak iki ayrı kategoride düzenlenen yarışma kapsamında "En İyi Çevre" fotoğrafı seçilecek. Basın Mensuplarına yönelik düzenlenen ve son katılım tarihi 16 Mayıs olarak belirlenen yarışmada kazanan fotoğrafçılara ödülleri 5 Haziran 2008 Dünya Çevre Haftası etkinlikleri çerçevesinde düzenlenecek olan törenle teslim edilecek. Yarışmada, birinciye 5 bin YTL, ikinciye 2 bin YTL ve üçüncüye de bin YTL para ödülü verilecek.
Yarışmanın seçici kurulu şu isimlerden oluşuyor:
'TFMD Başkanı Ateş Tümer, TÜKÇEV Yönetim Kurulu Başkanı Beyhan Aslan, TÜKÇEV Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Uçman, TFMD Genel Sekreteri Adem Altan, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Atila Cangir, AP Fotoğraf Muhabiri Burhan Özbilici, REUTERS Fotoğraf Muhabiri Ümit Bektaş, Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç Dr. İbrahim Demirel'

Beyaz Müzayede tarafından 15 Mart'ta "5. Çağdaş ve Modern Sanat Müzayedesi" düzenlenecek
Konuya ilişkin yazılı açıklamaya göre, İstanbul Sofa Otelde yapılacak müzayedede, ilk Türk çağdaş ressamlarının başyapıtları satışa çıkarılacak. Müzayedede, aralarında Fahrelnisa Zeid, Mubin Orhon, Abidin Dino, Nuri İyem, Burhan Doğançay'ın da aralarında bulunduğu 150'den fazla sanatçının 300'ü aşkın eseri satılacak.
Müzayedede Fahrelnisa Zeid'in en büyük boyutlu eserlerinden biri olan, 200x444 santimetre ebatlarındaki tuval üzerine yağlı boya tablosu, 600 bin YTL'den açık artırmaya katılacak. Yine Mubin Orhon'un ender bulunan bir başyapıtı ile Hakkı Anlı'nın ailesine ait önemli 30'dan fazla eser de satışa sunulacak eserler arasında yer alacak.

istatistik-1
Free Counter
istatistik-2

Free Hit Counters

istatistik-3


istatistik-4

istatistik-5
reklam herşeydir
sokak ve duvar gazetesi formu
sokak ve duvar gazetesi google grubu

internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.