Bıraktığın Yerdeyim
13/5/2007Günler kovaladı günleri sevdan sardı sarmaladı tüm yüreğimi. “Sevmek sönmesini bilmeyen ateş parçası olurda yakar gencecik bedenleri” derlerdi doğruymuş sevmek sönmesini bilmeyen ateş oldu bu bedende. Sensizken öğrendim sensizliğin derin acısını, kuşlarla haber yollamayı, tavanı olmayan sokağımızda hayale dalmayı, telefonumun sessizliğinin verdiği derin ızdırabı, gözyaşlarımın yanaklarımı ıslatmasını, hesapsız bekleyişleri, ardı arkası kesilmeyen umutsuzlukları, kaybettiğim güneşi, ayın gecelerimi aydınlatmasını, bedenimin kıpırtısız uzantısının verdiği biçareliği, içimdeki heyecanın ölüşünü, acıların doğuşunu, müziklerin acı verişini, filmlerin baş rollerindeki kahramanları biz yapmayı, uç uç böceğiyle dilek tutmayı, papatyayla fal bakmayı, kelebeklerle hayale dalmayı, maviliklerden moral bulmayı, köşelerde gizli gizli ağlamayı, hepsini sen gidince öğrendim... Ben çok derin bir bilmece oldum sensizken, çözümüm sende saklı kalan ve bir yaşam çözülmeden geçirecek olan. Farketmedim hapsedilişimi, farkedilmedim kimse tarafından kutsal bir aşkla beni hapsedişini.
Dünyamı çevreleyen adı sen olan duvarların dışına çıkamadım, çok zorladım ama kopamadım sensizliğin düşle buluştuğu noktadan, gözlerimi hayalinle doldurdum baktığım her yer sen oldun. Sen gittinya ben çok değiştim, düşlerimle yoğruldum, gözyaşlarımla sulandım, kaybettiklerim için yollara düştüm, tüm dünyaya darıldım, canımı cananda bıraktım, sükunetli duruşumun altındaki dev aşkı bastırmak için hayalinden güç aldım. Adını en güzel kelimelerle buluşturdum, kalemimle dillendirdim yaşadıklarımı henüz el değmemiş kar beyaz kağıtlara. Susmasını öğrenemeyen şamataydın içimde, seni susturmak için harcadım en kıymetli vakitlerimi, hayatımın olmayan kahramanısın hergün hayalinle yaşattığın sensizliğine aşığım... Ruhumu yalnızlığınla doyurdum, çiğnenmiş yollarda çürümüş umutlarla boğuştum, uykularımı seninle böldüm, hayatımı senin için deldim, sıhhatli vakitlerimi maziye gömdüm, yıkıntıyla varolan yeni bir şaheseri senin için hayallerde yaşatmak için oluşturdum.
Hiç bir ayrılık yakmamıştı beni böyle derinden, işlememişti kendini böylesi inceden inceye. Dayanılmaz oldu buraların kahrına, herşey zora koştu kendini, taşınması imkansız ağır yükler aldı güzelliklerin yerini. Tüm dualarımda kendimle buluşturdum seni, yalvardım sadece bir umut için, dilime abone ettim adını, asla çıkarmadım el açmalarımdan ve sen asla gelmeyişini değiştirmedin aynen kader gibi. Sevdalı ruhum her nefes alışında senin içime gelişinle sevişti, her güne başlayışımda ütopik dünyam seninle yoluna ışık buldu. Her tarafı sen olan tılsımlı nefesimi üflerken her limesinde sen diye haykırdım.
Vadesiz gelmeyişinin derinliğine atılmış, coşkuyu seninleyken tüketmiş, kalbinin verdiği zahmete hükmedemeyen, kusurlarını zamanın yuttuğu, tüm hücrelerimde yalnızlığın izlerinin resmi çizili olan, bu acının bedelini tüm dünyaya ödetmeye çalışan ve küsmüşlüğümle cezalandıran, masumane bir sensizlikteyim. Ben nerede, nasıl mıyım? Tek bir değişiklikle hala bıraktığın yerdeyim...
