Neden Nazar Boncukları ?
7/6/2006
Necla Akdemir
Hayatımın çeşitli devrelerinde okuduğum kitaplar arasında, mistik yapıya sahip eserlerde "Nazar Bocukları" nın gizemli güçleri olduğunu; gelen görenek ve geleneklerimizle birleştirince farklı bir gözle görmeye başladım.
Büyük Kadın İlmihali (Rauf Pehlivan -Sayfa: 381-382, 1993)' n de Allah Resulü " "Nazar haktır" buyuruyor. Yani bazı insanların bakışlarının maddi ve manevi yapıları üzerinde olumsuz etki yapması bir gerçektir. Bundan Allah'a sığınmalıdır. Yine Allah Resulü: "Eğer kaderi geride bırakabilecek bir şey varsa o da gözdür" buyurmuştur" ifadeleri bende daha derin etkiler yapmaya başladı… Türk Diyanet Vakfı İlmihal- 2 ' de ( Sayfa: 166-167, 1999 ) Resûl-i Ekrem Efendimiz' in nazara işaret eden hadisi şerifinde :"Nazar, deveyi kazana, insanı mezara sokar." Satırları bende ne zamandır resim sanatımda orijinalite yapma fikri ile birleşince bir exlebrix gibi nazar boncuklarını kullanma fikrinin doğmasına neden oldu.
Nazarın bilimsel olarak bir gün kanıtlanacağına inanıyorum.Hatta belki de çok az zaman kalmıştır. Ama bilinen şu gerçek ki bütün dinlerde nazarın varlığı kabul edilmiş, ondan sakınmak için çeşitli yöntemler ve dualar insanlık tarihi ile beraber uygulanmıştır.
Bu bağlamda "Nazar Boncukları" serisi başlatmaya ve sürdürmeye karar verdim. Nasıl ki yeni doğan bebeğimizden- erişkinimize yakamıza taktığımız bir nazar boncuğu varsa, evimizin duvarında da asılı bir "nazar boncuğu" olmalı ama bunu sanat ile birleştirmek; sanatımın içerisine empoze etmek istedim.
Bir şekilde aldığımız, çeşitli ebatlarda nazar boncukları evimizde müstesna köşelerde genelde de kapı girişlerimizde asılıdır. Ben de evimde böyle yapıyorum. Ama oturma odalarımızın duvarlarında sergilediğimiz beğeni tablolarımızda böyle bir imzanın olması bende daha bir heyecan yarattı. Spatula çalışmalarımda bu exlebrix' imin artık "Necla Akdemir" olarak da algılanması farklı olacaktı.
2003' de "Nazar Boncukları" ilk seri resim sergim gerçekten önemli deneyimdi. Oldukça yoğun ilgi görmüş, olumlu tepkiler almıştım. Bir büyüğümün dediği gibi " Gerçekten orijinal. Düşünceniz avangard, izlenimciliğin ruhundaki o hayatın kendisine; siz de yeni bir paragraf açmışsınız. Belki de yıllardır gördüğüm izlenimcilikte bir ilk". Beni daha da motive etti. Sanatçının ilham kaynağı olacak bu sözlerden sonra ikinci seri sergimi açmaya karar verdim. Ama aradan bir süre zaman geçmesi ve nerede yeni sergimi açmam gerektiği konusunda karar vermeliydim.
Yakın dostlarımın ve İstanbul' daki sanat çevrelerinden gelen yoğun ısrarlar sonucu "Nazar Boncukları-2" resim sergimi İstanbul' da açmam kaçınılmazdı ve öyle de oldu.
Bugünlerde "Avrupa' nın Kültür Başkenti-2010" ilan edilen İstanbul, bir anlamda sanat açısından da Türkiye' nin Paris' i sayılabilecek bir yer. Çok çeşitli kültürlerin harmanlanarak bir potada eridiği İstanbul' da izleyici karşısına çıkmak; aslında beni korkutmadı değil. Alacağım reaksiyon ve eleştiriler ne olacak dı ? Bu sorularla havaalanında yere ayak bastığımda neredeyse ayaklarım geri geri uçağa gidiyordu. Neyse ki yıllardır aynı yastığı paylaştığım, sanat yaşantımın her devresinde bana destek olan ve kader arkadaşım çok sevgili eşim Metin; nikah salonundan çıktığımız ilk günkü gün gibi, tekrar koluma girerek görücüye çıkacağımız bu yeni nikah salonumuza emin adımlarla gitmemi sağladı.
Açılışla beraber korkularım şaşkınlığa ve sevince, nihayetinde eserlerimle gurur duymama neden oldu.
Ankara' da aldığım reaksiyon ve eleştirilerin hemen hemen aynısı hatta daha fazlası idi. Bir çok üniversiteden profesör, çeşitli sanat eleştirmenleri, yazarlar, koleksiyoncular bir dakika olsun görüşme anlamında beni yalnız bırakmadılar…
İstanbul Harbiye Müzesinde açtığım bu sergim dolayısıyla TRT-2 İstanbul Stüdyolarında gerçekleşen röportajımı gelecek
yazımda sizlerle paylaşacağım…
