17 yeni üniversite
25/4/2007Yaşasın! 17 yeni üniversite açılıyor!
Artık Türkiye’de üniversite okumayan hiç kimse kalmayacak! Zaten, var olan üniversitelerden mezun olanlar yetmiyordu Türkiye’deki eleman açığını kapatmaya. Şu an tüm üniversite mezunları mezun olur olmaz atılıyor iş hayatına. Mesela; gıda mühendisi dönercide, öğretmenlik mezunları sekreterliğe başlıyor. Bu sayede kendilerini geliştirip aldıkları eğitimin hakkını vererek toplum yararına çalışıyorlar. İçlerinden kendileri ile gurur duyarak “İyi ki ÖSS ye canımı dişime takarak uykusuz gecelerimle ve psikolojik destek alarak kazanmışım. Okuduğum bölümü başarı ile bitirip güzel bir işte, en azından bölümümle alakalı bir işte çalışıyorum.” Diyorlar.
Haklı değiller mi, zaten sekreterlik; düzgün diksiyon, insan ilişkilerinde başarı isteyen bir iş sektörü. Bir döner tezgâhında çalışmak ise son derece titizlik gerektiren bir iş. Tabii ya
Yeni üniversite açmak, potansiyel iş açığını kapatmaktan ziyade, insanların hayat seviyelerini yükseltir. Üniversitesi olan şehir kalkınır ve insanlarına yeni kazanç kapıları açar. Örneğin; yaşadığı şehirde üniversite açılan Kazım ağabeyimiz, öğrencilere sosyal olanak sağlayabilmek için hemen bir cafe açar; gençlerin tanışıp kaynaşabilmesidir asıl amacı aslında Fatma Teyzemizin kiralık olan evine %100 zam yapmasının sebebi ise tamamen gençlere paylaşmayı öğretebilmektir. Ve bol bol lokanta açılır hem ucuz hem de sağlıklı yemek yiyebilsinler diye gurbetteki öğrenciler. Kısacası gurbet ellerde kendilerini yalnız hissetmelerini engellemektir yegâne amaç!
Şaka bir yana da bu gidişimiz gidiş değil. Yazık değil mi onca umutla üniversiteyi kazanıp ailelerinden ayrılan çocuklara? Yazık değil mi “çocuğum yeter ki okusun” diye ek iş yapmak zorunda kalan anne babaya? Hiç düşünülmüyor mu emeğinin karşılığını alamayan ve hayattan umudunu kesmiş insanların ne gibi yollara sapabileceği?
Üniversite açmak, bir bina dikmek değil; önemli olan o binanın içerisinde ne olduğu, öğrencilerini nasıl yetiştirdiği ve hayata nasıl hazırladığıdır.
Bu gidişle üniversitelerin liselerden pek de farkı kalmayacak. Şu an, her ne kadar işsiz olsa da üniversiteliler yine de bir statü sahibiler.
Bu insanların hakkı değil mi yüksek bilim enstitülerinde çalışıp, yeni bir şeyler üretip, vatanımızın adını gururla duyurmak? Bu insanların hakkı değil mi mesleğini severek yapıp hayattan zevk almak? Bu insanların hakkı değil mi geçim derdine düşmeden mezun olunca ne olacağım kaygısı taşımadan yaşamak?
Yeni üniversite açmak mı, yoksa var olanları geliştirmek midir önemli olan? Yeni üniversite açmak yerine, mevcut üniversiteleri başarıları ile dünyaya duyurmak, dünya çapında saygın bir yere getirebilmek, Türk Üniversitelerinin vermiş olduğu diplomaların Dünya çapında geçerli olmasına uğraşmak daha önemli değil mi?
Bu ülkede eksik olan üniversite değil, üniversitelerin ne kadar kalifiye eleman yetiştirdiği ve verdikleri mezunlardan kaç tanesinin hak ettiği yerde olduğudur.
Asıl söylemek istediğim, en büyük sıkıntımız olan işsizliğe çare bulunduktan sonra açılmalıdır yeni üniversiteler. Aksi takdirde “yaşasın yeni üniversiteler, aramıza hoş geldiniz üniversiteli işsizler!”
